18 Mart 2019 Pazartesi
Logo

İLKAN TOPRAK SEÇİM KONUŞMASINDA BAKIN NELER DEMİŞTİ !


15-3-2019
İLKAN TOPRAK  SEÇİM KONUŞMASINDA BAKIN NELER DEMİŞTİ !

İLKAN TOPRAK BAKIN CEMİYET SEÇİMLERİNDE NELER DEDİ !

Evet..
Her şeyden önce mutluyum ve gururluyum. Çünkü kongre öncesi söylediğim her şey ama her şey gerçekleşti. Eksiği yok fazlası var.
Hamdolsun kongremizi yaptık.
Tam bir Demokrasi Şöleni!
Lütfen gazetelerinizde yarın böyle yazmayın çünkü bugün Balıkesir basın tarihi için kara bir gün ve kara bir leke. Maalesef öyle.
Cemiyet tarihinde bir ilki gerçekleştirerek kendini destekleyenleri hazurun listesine yazdı muhalifleri sen bizden değilsin diyerek uydurduğu mazeretler ile kongreye sokmadı.
Yalnızlaşıyorsunuz! Emin olun bu cemiyet varlığı sorgulanır halde. Bu yalnızlaşmayı sen bizdensin sen değilsin diyerek bu kongre ile resmileştirdiniz.
Ben bu salondaki herkesi az çok tanıyorum…..
Cemiyet daha ne kadar küçülebilir bilmiyorum. Bu küçülme her anlamda.

Size anlatacaklarımı dikkatle dinlemenizi istiyorum.
Adaylığımı açıkladıktan sonra bir meslektaşım bana “kaybedeceksin” dedi!
Arkadaşlar benim kaybedecek hiç ama hiçbir şeyim yok! Ben yarın yine aynı işe gideceğim, aynı maaşı alacağım ve aynı dostlarım ile aynı masada oturacağım.
Kaybetmenin ötesinde adaylığım bana bir çok kazanç sağladı.
Ben bu olaya bu açıdan bakıyorum. Bir çok dost, arkadaş ve yeni meslektaş ile tanıştım. Benim için önemli tarafı ise iyi dostlar, iyi arkadaşlar ve iyi meslektaşlar kazandım.
Hatta bugün bir ilçeye gidip geri dönsem kazandığım bu dostlar yanlarına uğramadığım için bana darılırlar, kızarlar…

Sizlere adaylığım sürecinde başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.
Bir ilçeye gittim. Bir büyüğüm, jenerasyon olarak Ramazan abinin jenerasyonundan birisi, kim olduğunu söylemeyeceğim, aynı kafadan birisi…
Kendisine şunu söyledim. “Benim adım Hıdır elimden gelen budur. Projelerim bunlar camia ile ilgili düşüncelerim bunlar” dedim.
Beni öylece dinledi dinledi ve ne dedi biliyor musunuz?
“Az önce cemiyet yönetiminden biri beni aradı, seninle ilgili böyle böyle söyledi” Hakaret ediyor bana. İstiyor ki bende hakaret edeyim, dedikodu yapayım, olay çirkefleşsin…
Ya arkadaşlar Ramazan abinin dedikodusunu yapacak olsam bunu gittiğim ilçe ziyaretlerinde mi yaparım Allah aşkına.
Eleştirecek olsam böyle bir kürsüye çıkar, ne oldu ev konusu diye sorarım,”Hani herkse evleniyordu” derim. Nereye harcıyorsunuz basın ilandan sarı basın kartlılar üzerinden aldığınız paraları sorarım. Daha neler sorarım neler.. Ama sormayacağım beni ilgilendirmiyor. Ne yaparsa yapsınlar.
İlçedeki o abimize bana böyle söylediğinde dedim ki “Abicim benim derdim bağcıyla değil, üzümle. Ben üzümdeki hasadı nasıl arttırırım, üzümü nasıl tatlandırırım, tek bir üzeme yapacağım tek bir aşı ile nasıl iki meyve tadı alırım ben bunun derdindeyim.”
Tabi yine dinledi dinledi ve şöyle söyledi “Ama baban içinde bunu bunu söylediler”
O istiyor ki sözüm meclisten dışarı denilen bölüme geçelim.
İşte o an ben anladım. Herkesi kurtaramam maalesef herkese faydalı olamam.

Ben o abimize deseydim ki “Al bu altın yumurtlayan tavuğu. Bu tavuk her gün günde bir defa altın yumurtluyor.
Bunu iki yumurta vermesi için fazla yedirerek sıkıştırma bu günde sadece bir yumurta verir deseydim” bile onun bana soracağı soruyu adımın İlkan Toprak olduğu kadar net biliyorum:
Bana şu soruyu soracaktı “Bunu kaç derecede pişirirsek daha lezzetli olur” ister inanın ister inanmayım ama durum böyle arkadaşlar. Bazı meslektaşlarım ile aynı perspektiften olaylara bakmıyoruz, aynı pencereden bakmıyoruz.



Arkadaşlar cemiyeti sorgulayıcı hale getirmek zorundayız.
Yılbaşından sonra Basın İlan Kurumu Müdürü Tahsin Şahin, merkezdeki gazetelerin işverenleri ile bir toplantı yaparak, mevzuattaki değişiklikler ve bazı konularda bilgi verdi. Gazetelerin ortak menfaatleri ve sıkıntıları konuşuldu. Benim patronunda şehir dışında olduğu için toplantıya beni gönderdi. Bir noktada şunu sordum. Bu sorunlar konuşulurken, cemiyet bu işin neresinde?
Tabi orda şöyle bir söz geçti. Cemiyet işverenin sorunları değil, işçinin sorunları ile ilgilensin.
Cemiyet işçinin sorunuyla da ilgilenmiyor ki işvereninkiyle niye ilgilensin.
Arkadaşlar ortak menfaatlerde ve ortak zararlarınız konusunda birlikte hareket etmek zorundasınız. 2018 yılı kurdaki değişkenlik nedeniyle zor bir yıl oldu.
İnanın 2019 yılı daha da zor olacak.

Şimdi şöyle bir şey var aklıma gelmişken onu da paylaşmak isterim.
Basın sektörünün ileri gelenleri yaptıkları her açıklamada zorluklardan bahsederken demokrasi ve basın özgürlüğüne dem vuruyor. 10 Ocak çalışan gazeteciler gününde Ramazan abinin açıklamasını ve diğer meslek temsilcilerinin sorunlar hakkında açıklamalarında basın özgürlüğü hep ön sırada oluyor.
Basının özgür olmadığını iddia ediyoruz ama bulunduğumuz ilçede kaymakamı eleştiriyoruz, emniyet müdürüne laf söylüyoruz, yeri geliyor savcıyı valiyi göreve çağırıp ders vermeye kalkıyoruz. Siyasi olduğu için belediye başkanına demediğimizi bırakmıyoruz. Daha ne arkadaşlar nasıl bir özgürlük aranıyor anlamış değilim.
Bence biz aslında sorunumuzu bildiğimizi sanıyoruz.

Tıpta şöyle bir şey vardı arkadaşlar. Önce teşhis sonra tedavi. Biz teşhisi koymuş gibi tedavi yapmaya çalışıyoruz ki teşhisimizde yanlış.
-“Adamın biri doktora gitmiş. Belimde bir ağrı var aman doktor canım doktor bir care demiş. Yapılan tetkikler, emar, film derken hastaya şu söylenmiş.
“Sizin kafanızda tümör var. Ağrısı omur ilikten belinize vuruyor. Bu tümör alınmadan bu ağrı geçmez. Arkadaşlar bu kafalar değişmeden bu tümör de bu ağrı da geçmez….

İşte o nedenle bizim basın özgürlüğünden daha önemli sorunlarımız var. Tamam gene özgür olun. Kimse buna bir şey demiyor. Ama birbirimizi kandırmayalım meselemiz çalıştırmadan sigortasını ödediğimiz çalışanlar.
Meselemiz gelişen teknolojiyle birlikte sosyal medya.
Meselemiz dağıtım..
Şunu hep merak etmişimdir. Madem basın toplumun aynası ve yarı kamu görevi yapıyor, neden basın sektörüne yarı kamu görevi yapan basın sektörüne devlet yeni çalışanı için prim desteği sağlamıyor. Çalıştırdığınız insanların yarı sigortasını ödemiyor.
Arkadaşlar ilçeleri gezdim. İlçelerdeki gazetelerin başlıca sorunu kadrolu eleman. Kadrolu çalışan bulmakta zorlanıyorlar.
Bizim bu meselelere el atacak cemiyet yönetimine ihtiyacımız var. Öncülük edecek yönetime ihtiyacımız var!


Bu nedenle cemiyeti sorgulayıcı hale getirmemiz gerekli.
Cemiyet sorgulamadığınızda ne oluyor biliyor musunuz?
Birileri basının haber alma haklarını ellinden almaya kalkıyor. Birileri sizi toplantılarına almıyor yada davet ettiği etkinlikte sizi küçümsüyor. Birileri gittiniz açılışlarda “şu salaklara söyleyin mikrofonlarını indirsinler” diye biliyor. Çünkü arkanız güçlü ve sağlam değil. Siz güçlü bir cemiyet ve örgüte sahip değilsiniz. Bu olmadıkça bu söylediklerin ve medya ve basına olan engeller artacaktır. Siz sadece Türkiye’nin en köklü gazeteciler cemiyeti diye övündüğü ama sadece övündüğü bir cemiyetin üyelerisiniz.

*
Arkadaşlara kimseye akıl vermiyorum. Aile içi bir kongrede üyesi olduğum kuruluş ve bu camia için gerçekleri konuşuyorum. Ben başkan olacağım diye değil. Bu sorunları gerekten var olduğu için konuşuyorum..
Beni bilen bilir, bilmeyende kendisi gibi bilir.
Ben bu seçim sürecinde ne amaçla çalıştığımı soranlara Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye çalışan karınca hikayesini anlatıyorum. Burada bir kez daha anlatmış olayım.

Nemrut, Hz. İbrahim’i meydanda hazırlattığı odunlarda yakma emri vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşturmuşlar. O kadar büyük bir alevmiş ki göğe kadar yükselmiş. Ateşi gören çevredeki hayvanlar korkmuş kaçmaya başlamış.
Bu sırada, meydana doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile giderken başka bir karınca ona:
– Acele ile nereye gidiyorsun? demiş.
Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:
– Haberin yok mu? Nemrut, Hz İbrahim peygamberi ateşe atacakmış. Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.
Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:
– Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?
Bir damla su taşıyan karınca:
- Olsun, hiç olmazsa niyetim hiç olmazsa taraftan belli demiş..

*

Konuşmamı kısaca projelerimden bahsederek tamamlamak isterim.
Eğer seçilecek olursam. İstihdam tahtası adını verdiğim bir projem var. İşçi ile iş vereni bir araya getireceğiz.
Beni yılda 12 arkadaşım yanı ayda bir meslektaşım arar.
Badi, kanka, dostum ben işten ayrıldım işe ihtiyacım var. Emekli olmam için en azından sigortaya, yada eşim ve çocuğun sağlık bakımları için sigortaya.
Beni yine yılda 6 kerede işverenler arar. Yani iki ayda bir gazete patronu beni arayarak kadrosu tutan arkadaş var mı diye!
İşte biz bu istihdam tahtası çalışması altında işveren ile işçiyi buluşturup İŞKUR üzerinden işverenin yükünü hafifletecek bir çalışma yapmak istiyoruz.

Bir diğer çalışmamız ise kimsenin gitmediği, Gazeteciler Cemiyeti binamız olan Paşa Konağını cemiyet üyelerinin kullanımına açmak. Oraya kimse gitmiyor. Çünkü bir şey yok. Ama bizim dönemimizde olacak ve o binayı herkes kullanacak.

Arkadaşlar ben hanım tarafından Aydın’lıyım.
Aydın’a gittiğimde merkezi bir yerde 1 metreye yükseklik 7 metre genişliğinde bir pankart gördüm. Pankarta şu yazıyor. “Yerel gazetene sahip çık” biraz daha yürüdüm bir pankarta daha “her eve bir yerel gazete”. Merak ettim pankartın altını okudum. Aydın gazeteciler cemiyeti yazıyor. Adamlar dertlenmiş. Bir gün merkezi bir yerde yerel gazeteleri ücretsiz dağıtmış ve kendilerine bir hedef koymuş her eve girmeyi hedefliyorlar. Yarısını başarsınlar, hatta 3’te 1 olsun. Aydında 100 binin üzerinde konut olduğunu varsayarak projedeki hedefe odaklanalım lütfen.
Gelelim bize. İki merkez ilçede 120+120=240 hadi 250 mahalle olsun. Her mahallede bir kırahathane yani bir kahvehane olduğunu varsayalım. Arkadaşlar biz yerel gazeteler olarak daha bu 500 işyerine giremiyorken adamlar 10 binlerce eve girmeyi hedefliyorlar.
Bunları anlatıyorum bizim nerede olduğumuzu görün istiyorum.

Ve Basın Parkı Projem.
Bu projeyi Balıkesir, Bandırma ve Edremit’te hayata geçirmeyi talep olursa diğer ilçelerde de yapmayı planlıyorum. Yaşadığınız ilçede kent merkezinde bir yeşillik hayal edin. İçinde çocuk parkı da olabilir. Bu parkta gazete okuyan heykeller hayal edin.
Yine bir duvar hayal edin üzerinde Balıkesir basının duayen isimleri, öz geçmişleri belki bir fotoğrafı. Yine bu park içinde Belediye ile bir yerel gazete satış noktası planlıyoruz.
Yine basın parkı içinde bu otobüs duraklarında bilbortların elektronik olanını düşünün gazetelerin okunabildiği ve sadece birinci sayfalarının yer aldığı dev bir tablet gibi.

Yine dernekler kanununa bağlı cemiyette bir limitet şirket kurarak az önce bahsettiğim ortak sorunlar için hem işverenin cebinden daha az para çıkacak hem de cemiyete sabit bir gelir ve istihdam sağlayacak projelerim olduğunu belirtmek isterim.

*

Ve son..
Bu meslekte gördüğüm bir tespitimi sizlerle paylaşarak konuşmama son veriyorum.
Tabi her meslekte polislikte, öğretmenlikte, hemşirelikte, avukatlıkta da bozuk insanlar maalesef var. Gazeteciler içinde olduğu gibi.
Arkadaşlar mesleğimiz yani gazeteciler içinde %5’lik bir kesim var. Bu %5’lik kesimdeki gazeteciler mesleği tam anlamıyla yapıyorlar ve Nirvana da sürdürüyorlar. Eleştirirken bile yıkıcı değil yapıcılar. Bu arkadaşları inanın altın suyuna bandırın üzerlerine bir gram altın yapışmaz. Dürüst ve saflar. Mesleğin örnek insanları.
Ve birde %5’lik tam tersi bir grup var. Mesleğin yüz karasılar. Adamın gözünden sürmesini çalar haberin olmaz. Kimse yanlarında olmak istemiyor. Meslek onlar için bir amaç değil araç haline gelmiş. Eskiden vergi yüzsüzleri vardı bunlarda mesleğin maalesef yüz karaları.
Geriye kalıyor. %90.
Bu yüzde 90’lık kısım napıyor arkadaşlar biliyor musunuz?
Şunu yapıyor. Hangi %5’lik kesim iktidarda ise onun yaptığını yapıyor. Yani onu izliyor. Niye anlatıyorum biliyor musunuz? Çünkü burada iş sizlere düşüyor. Hangi %5’lik grubu iktidar da görmek istediğinizle alakalı bir durum var. Sizin hangi kesimi iktidarda görmek istediğinize karar vermeniz gerekiyor.

Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.


Aramalar : iLKAN, ,
BU HABERE YORUM YAPIN

Diğer Haberler

YAZARLAR (Tümü)
DEVRİM DERİN
BALIKESİRDE Şapkacı EMİN YAŞAMINI YİTİRDİ !
semra aman akyürek
SEMRA AMAN AKYÜREK ÇIPLAK AĞA DEDİ
ERDAL SARIZEYBEK
ERDAL SARIZEYBEK Pkk NIN GERÇEK YÜZÜNÜ AÇIKLADI !
MACİT ERMİŞ
BALIKESİR KÖYLERİMİZ VE İLÇELERİNDE ATATÜRKE SALDIRI !
SAFFET ŞAHAN
YÜCEL YILMAZ’DAN ve Belediyelerden Büyük HİZMETLER !
ANKETLER (Tümü)
Yeni Anket Sorusu...
Reklam
Copyright ©2014 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.